YENİ Parti’de kongre süreci devam ediyor.
Odunpazarı ve Tepebaşı’nda kongrede oy kullanacak delegeler belirlendi.
Sırada aday belirleme var.
Hafta sonunda ‘’önseçim’’ daha doğrusu da ‘’eğilim yoklaması’’ yapılacak.
Kongrelere katılacak ilçe başkan adayları belirlenecek.
Sonrasında da ilçe kongreleri var.
Açıklamalara bakılırsa ‘’eğilim yoklaması ile belirlenen ilçe başkan adayları, kongre delegeleri tarafından onaylanacak.’’
Daha doğrusu da resmi olarak başkan seçilecek.
Sonrasında il kongresi süreci başlıyor.
Şu an dikkatler ilçe kongresine ve ilçe başkan adaylarına odaklanmış durumda…
Başrolde onlar var.
Ancak Talat Yalaz, başrolü kaptırmak istemiyor.
‘’Erken öten horoz’’ örneği şimdiden yüksek perdeden konuşuyor.
‘’Çıkın karşıma’’ falan diyor.
Tavrını anlamak zor…
İl başkanlığına aday olmak isteyen varsa hesabını kitabını yapar… Danışması gereken insanlar varsa onlara danışır… Sonra da çıkıp ‘’ben adayım’’ der.
Talat Yalaz’ın meydan okumasını falan umursayacak değil ya…
Talat Yalaz bunları bilmiyor mu?
Elbette ki biliyor.
Ancak ‘’erken öten horoz’’ örneği konuşuyor.
Boşuna değil elbette ki…
‘’Başrolü kaptırmak’’ istememenin ötesinde başka bir nedeni var.
‘’Kuru gürültü’’ ile unutturmak istedikleri var.
Birisi ‘’salon meselesi’’…
Dün dile getirdik…
‘’Özgür Özel’in Eskişehir temsilcisiyim’’ diye övünürken il başkanlığının yüklediği görev ve sorumluluğu yerine getirmedi.
Doğrudan sorumlu olduğu bir konuda ‘’oğluma sünnet töreni mi yaptım, bana ne’’ diyerek işin içinden sıyrılmaya çalıştı.
Kendisini işin içinden sıyırmaya çalışırken Büyükşehir Belediye Başkanı Ayşe Ünlüce’yi ‘’topun ağzına’’ attığını umursamadı bile…
Neyse ki, Başkan Ünlüce’nin o konuda da verilemeyecek hesabı yoktu.
Talat Yalaz’ın ‘’unutturmak’’ istediği bir başka konu var.
O da ‘’meşhur gece’’ ve ‘’depremzedelere yardım’’ olayı…
Yıllar öncesinde kalmış değil…
O ‘’meşhur gece’’, 7 Şubat 2026 tarihinde ‘’asrın felaketi’’ olarak tanımlanan deprem felaketinin yıl dönümünde yapıldı.
Üzerinden yaklaşık 8 ay geçti.
O gün yapılan paylaşımlar, açıklamalar, programlarda söylenenler unutulmadı.
Daha da önemlisi ‘’arşiv’’ diye bir şey var.
Hepsi orada duruyor.
Açıklamalara ve konuşmalara bakılırsa ‘’geceden elde edilen gelir depremzedelere yardım olarak gönderilecek’’ idi…
Talat Yalaz’ın geceden sonra bizzat söylediklerine bakılırsa da ‘’birkaç gün içinde belirlenen deprem bölgesine gönderilecek’’ idi.
Volkan Kılıç’ın CHP İL Başkanı olmasından sonra ortaya çıktı ki, depremzedelere tek kuruş bile gönderilmemiş.
Volkan Kılıç katıldığı bir TV Programında gerçeği açıklayıp ağır suçlamalarda bulundu.
AK Parti İl Başkanı Gürhan Albayrak fırsatı kaçırır mı?
O da suçlamalarda bulunup sorular yöneltti.
Olayın baş sorumlusu olan Talat Yalaz ne yaptı?
Yaklaşık 8 ay önce söylediklerinin hepsini inkar etti.
Arşivlerden anımsatmalar yapılsa da umursamadı.
İnkarcılığı sürdürdü.
Kendisini kurtarmaya çalışırken, kendisine güvenerek geceye dair açıklamalar yapan belediye başkanlarını hiç umursamadı bile…
Onları da ‘’yalancı’’ konumuna düşürdü.
Sergilediği tavır karşısında ‘’bu kadarına da pes’’ dememek elde değil…
Olay yargıya taşınmış durumda…
Bir yanda olayla ilgili soruşturma, diğer yanda Talat Yalaz’ın yaptığı ‘’suç duyurusu’’ var.
Nasıl sonuçlanacaklarını bilemeyiz…
Talat Yalaz’ın yaptıklarında ‘’yasalara aykırı’’ bir yan olmayabilir…
İyi de vicdanlar ne olacak?
Yaklaşık 8 ay önce ‘’eğlence gecesi’’ düzenleyeceksiniz, yükselen tepkiler üzerine ‘’gecenin geliri depremzedelere gönderilecek’’ diyeceksiniz… Geceden sonra katıldığınız bir programda ‘’Hesaplanan tutar birkaç gün içinde belirlenecek deprem bölgesine gönderilecek’’ açıklamasında bulunacaksınız…
Tüm bu sözlerinize karşın tek kuruş bile göndermeyeceksiniz…
Şimdi o ‘’meşhur gece’’ hatırlatılıp hesap sorulduğunda ‘’biz öyle bir şey yapmadık’’ diyeceksiniz… Geçmişte söylediklerinizin hepsini inkar edeceksiniz…
Yasaların yanı sıra bir de vicdan var.
Orada doğruluğa, tutarlılığa, manevi değerlere saygıya bakılır.
Hepsine aykırı olan bu yaklaşım da vicdanlarda mahkum edilir.
Aslında söylenecek daha çok şey var.
Ama neyse…