“Kurtlarla” demeye içim el vermiyor; çünkü yaşananlara ve yapılanlara bakınca, Dündar Ünlü’yü dansa davet edenler olsa olsa çakallardır diye düşünüyorum.

AK Parti’de eşine pek rastlanmayacak bir şey oldu.

Partinin Eskişehir’deki geçmişine damga vurmuş, adı “efsane il başkanı” olarak anılan Dündar Ünlü, Kurşunlu Külliyesi üzerine birkaç söz söylediği için bazı AK Partililerin tuhaf ithamlarına maruz kaldı.

Neymiş efendim; YENİ Parti’ye göz kırpıyormuş…

Birkaç kelam edelim o halde;

Dündar Ünlü’den YENİ Partili olmaz. İkincisi ve daha önemlisi; Dündar Ünlü AK Partilidir ama aklını, fikrini, vicdanını ve muhakeme yeteneğini AK Parti’ye teslim etmiş bir AK Partili değildir.

Siyasi sadakat denildiğinde anlaşılan şey, çoğu zaman düşünmeden onaylamak, sorgulamadan savunmak olarak ele alınır.

Bazen, gerektiğinde yanlışın etrafında da saf tutmak, “siyaset bilgini” olduğun anlamına gelebiliyor. Ya da partinin her sözünü kendi sözü, her yanlışını kendi doğrusu saymak gibi “hünerler” siyasi istikbalin önünü açıyor olabilir.

Dündar Ünlü bunlara tenezzül etmedi.

Yanlış anlaşılmak istemem, Dündar Ünlü parti disiplinini bilir. Siyasi aidiyetinin gerektirdiği sorumluluklardan kaçtığını görmedim. Fakat sırf birilerine sadakat gösterisinde bulunmak için ciddiyetsizliği ciddi bir şekilde pazarlamaya kalkmaz.

Bu yüzden olsa gerek siyasette hak ettiğini düşündüğümüz yerlere gelemedi.Belediye başkanlığına aday olamadı. Milletvekilliği meselesinde hakkının yendiğini düşünenler oldu.

Herkesin birbirine benzemek için yarıştığı bir siyasi düzende, kendisi olarak kalmanın bir bedeli var elbette.

Dündar Ünlü o bedeli ödemiş isimlerden biri.

Zaten bedelsiz bir duruştan söz edilebilir mi?

Hiçbir şey kaybetmeden ilkeli olmak, kimseyi rahatsız etmeden doğru bildiğini söylemek, bütün kapıları açık tutarak bağımsız kalmak… Bunlar siyasetin kulağa hoş gelen masalları. Gerçekte ise bir duruşun kıymeti, biraz da insanın neleri kaybetmeyi göze aldığıyla ölçülür.

İşin bir başka tuhaf tarafı daha var.

Bugün kendisini siyasi sadakat sınavına sokmaya çalışanların bir kısmı, yarın bir makama talip olduklarında, bir siyasi meselede desteğe ihtiyaç duyduklarında yahut Eskişehir'de karşılık bulmak istediklerinde yine Dündar Ünlü'nün kapısını çalmak zorunda kalabiliyor.

Belediye başkanı adayı mı olacaklar; Dündar Ünlü’nün ofisine... Milletvekili adayı mı olacaklar; yine Dündar Ünlü’nün ofisine!

Zira makamla gelmeyen, dolayısıyla makamla da gitmeyen bir ağırlığı var Dündar Ünlü’nün.

Hatta söz konusu Dündar Ünlü olduğunda; makamın sağlayamadığı itibarı, makamdan uzak kalmanın fazlasıyla sağladığı bile görülür. Dündar Ünlü'nün AK Parti içindeki yerine de biraz da buradan bakmak gerekiyor.

O, partisinin her yaptığını doğru bulanlardan değil, yanlış yapıldığında bunu söylemeyi de biliyor. Partisinin karşısında değil fakat gerektiğinde partisinin kendi yanlışlarıyla karşılaşmasını yüzleşmesini sağlayan tarafta.

Kurşunlu Külliyesi meselesinde yaptığı da bundan ibaret…

Bugünkü siyasette itiraz ettiğin vakit hemen karşı mahalleye itilebiliyorsun. Ya da sadakatsizlikle suçlanabiliyorsun. Vicdanlı makul açıklamalarbiat duvarına toslayabiliyor.

Dündar Ünlü'ye yöneltilmeye çalışılan fakat tutmayan eleştiriler, onun siyasi kimliğinden çok, AK Parti içindeki siyaset anlayışının geldiği noktayı anlatıyor.

Ve bana kalırsa Dündar Ünlü, bugün sahip olabileceği herhangi bir makamdan daha önemli bir şeyi temsil ediyor.

AK Parti'nin vicdanını, aklıselimini, sağduyusunu.

Bir yerden bakarsan hiçbir makama ulaşamamış Dündar Ünlü’yü görüp ofsayta düşersiniz, diğer taraftan bakarsanız makam isteyen herkesin kapısını çaldığı efsane başkanı…