Bugün Eskişehir’in ihtiyacı, “ortak akıl”dan ziyade ortak irade…

Çünkü akıl konusunda, galiba, büyük bir eksiğimiz yok.

Şehrin temel meselelerini önümüze koyduğumuzda neyin yanlış olduğunu aşağı yukarı hepimiz biliyoruz.

İktidarı biliyor, muhalefeti biliyor, belediyesi biliyor, meslek odaları biliyor, sokaktaki yurttaş biliyor.

Bilmiyor değiliz.

Yapmıyoruz.

Ortak akıl denilen şey, itibardan hiç yitirmeyen, kullandıkça insanın kullanası gelen bir kavram galiba… Toplantıların açılış cümlesi, seçim bildirgelerinin demirbaşı, kürsü konuşmalarının en güvenli sözü…

“Bu şehri ortak akılla yöneteceğiz.”

İyi de, bir şehir aynı meseleyi yirmi yıl boyunca konuşuyor, aynı teşhiste birleşiyor ve yine de çözemiyorsa, hala eksik olan şeyin “akıl” olduğundan emin miyiz?

***

Eskişehir’in müzmin meselelerini alt alta sıralayalım. Trafik, çevre yolu, ilçe yolları, sanayi bölgelerinin bağlantıları, kentsel dönüşüm...

Bu başlıkların hangisinde esaslı bir fikir ayrılığı var?

Zannediyorum hiçbirinde.

Çevre yolu meselesi bunun neredeyse ibretlik örneği.

Bugün çevre yolu dediğimiz yol, artık şehrin çevresinden geçmiyor.

Şehir büyüdü, yol şehrin içinde kaldı.

Bir zamanların çevre yolu, zamanla kent içi ana arterlerden birine dönüştü.

Sabah ve akşam saatlerinde yaşanan trafik yoğunluğunu görmek için ulaşım uzmanı olmaya da gerek yok.

Üstelik bunu yeni keşfetmedik.

Takvimi biraz geriye saralım.

2006’da dönemin Bayındırlık ve İskan Bakanı Faruk Nafiz Özak, Eskişehir çevre yolunda proje çalışmalarının sürdüğünü söylüyordu.

2007’ye gelindiğinde söz daha da somutlaşmıştı. Özak, 52 kilometrelik Güney Çevre Yolu projesinin nisan ayında tamamlanacağını, ödeneğin sağlanmasının ardından aynı yıl ihaleye çıkılacağını açıklıyordu.

Yani mesele daha 2007’de teşhis edilmişti.

Aradan yıllar geçti.

2014’te bu kez AK Parti Milletvekili Salih Koca, Kuzey Çevre Yolu’nun yapılacağını söylüyordu.

2019’da Burhan Sakallı, Kuzey ve Güney Çevre yollarının beş yıl içinde tamamlanacağını, hatta yolların 2021’e kadar bitirileceğini açıklıyordu.

2020’de dönemin Ulaştırma Bakanı Cahit Turhan, Güney Çevre Yolu projesinin tamamlandığını, planlama ve kamulaştırmanın ardından ihale ve inşaat aşamasına geçileceğini söylüyordu.

2021’de Ulaştırma Bakanı Adil Karaismailoğlu Eskişehir’e geldi ve Güney Çevre Yolu’nun yapılacağı “müjdesini” verdi. 2024’te Ulaştırma Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, Güney Çevre Yolu projesinin daha önce başlatıldığını, Kuzey Çevre Yolu çalışmasının da tamamlandığını ve ilk iş olarak yatırım programına alınacağını açıkladı.

Ve geldik 27 Ağustos 2026’ya…

Eskişehir Sanayi Odası Başkanı Celalettin Kesikbaş, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz ile yapılan görüşmenin ardından yeni çevre yolu konusunda hızlı adım atılacağı mesajını aldıklarını belirterek şöyle dedi: “Bu konuda bir söz aldığımızı söyleyebilirim.”

“SÖZ...”

Aslında Eskişehir’in çevre yolu hikayesi ortak akıllar ile tutulmayan sözlerin toplamı gibi.

Çünkü bu şehir yaklaşık yirmi yıldır çevre yolu konusunda ortak akıl ve söz biriktiriyor. Ama bir arpa boyu yol katedilemiyor.

Düşünün…

CHP’lisi, AK Partilisi; belediye başkanı, milletvekili, bakan, vali, oda başkanı, sanayici, esnaf… Siyasi ve toplumsal hayatın neredeyse bütün aktörleri aynı noktada birleşmiş;

“Eskişehir’in yeni bir çevre yoluna ihtiyacı var.”

İşte size kusursuz bir “ortak akıl.”

Peki sonuç?

Yirmi yıl sonra hala çevre yolunu konuşuyoruz.

Demek ki bir şehrin meselesinde herkesin hemfikir olması, o meselenin çözülmesine yetmiyor. Hatta bazen tam tersine, sürekli tekrarlanan mutabakat cümleleri çözümün yerine geçmeye başlıyor.

***

Toplantı yapılıyor; “Ortak akıl” deniliyor.

Rapor hazırlanıyor; “Ortak akıl” deniliyor.

Seçim geliyor; “Ortak akıl” deniliyor.

Seçim geçiyor, dosya rafa kalkıyor.

Sonra birkaç yıl sonra aynı dosya raftan indiriliyor ve sanki mesele ilk kez keşfedilmiş gibi yeniden “ortak akıl”çağrısı yapılıyor.

Siyasetin problemi bu, ortak akıl var tek bir adım yok.

Çünkü bu şehirde bazı meseleler artık tartışılmıyor bile; üzerinde çoktan mutabakata varılmış durumda.

Dolayısıyla ihtiyacımız yeni bir toplantı masası değil.

Yeni bir çalıştay hiç değil.

Aynı meseleleri yeniden keşfedeceğimiz bir “arama konferansı” da değil.

Şehirlerin akıldan önce hafızaya ihtiyacı vardır.

2007’de ne söylendiğini hatırlamaya…

2014’te verilen sözü unutmamaya…

2021’de verilen “müjde”nin akıbetini sormaya…

2024’te “yatırım programına alınacak” denilen projenin hangi aşamada olduğunu takip etmeye… Ve 2026’da alınan sözün, bundan önce alınan sözlerden farkının ne olduğunu sormaya…

Eskişehir’in artık yeni bir teşhise ihtiyacı yok. Teşhis konulalı yirmi yıl olmuş.

Mesele, reçeteyi kimin yazacağı da değil. Reçete de aşağı yukarı belli. Eksik olan, onu uygulayacak siyasi ve bürokratik irade.

O nedenle “Eskişehir’i ortak akılla yöneteceğiz” cümlesi kulağa hala hoş gelebilir.

Ama artık yetmiyor.

Çünkü Eskişehir ortak akıl faslını çoktan geçti.

Şimdi ortak irade zamanı…