18 Temmuz 2018 Çarşamba, 17:30

 1-Murat TAŞKIN (BİZDEN SÖYLEMESİ)

Zihniyetin yıllardır değişmediğini ortaya koyan 80 yıl önce çizililmiş karikatür…

451

Cemal Nadir Güler.


Modern Türk karikatürünün kurucularından olan önemli bir isim.


 “Amcabey”, “Efruz Bey”, “Dalkavuk”, “Akla Kara”, “Dede ile Torun”, “Salamon”, “Yeni Zengin” gibi o dönemin en çok sevilen karikatür tiplerinin yaratıcısı.


En büyük özelliği karikatürlerinde toplumsal olaylara yer vermesi ve yerli ve milli özelliklere ağırlık vermesi…


Bu özelliği Cumhuriyetin ilk yıllarından itibaren karikatür sanatının yaygınlaşmasında önemli bir etken oluyor.


Cumhuriyet döneminin bu en ünlü karikatüristi Cemal Nadir Güler’in, yarattığı ve çok sevilen “Amcabey” karakteri ile bir karikatürü yayınlanıyor gazetede.


Yıl, Cumhuriyet dönemi fabrikalarının birbiri peşi sıra yapılmaya başladığı 30’lu yıllar…


Karikatürünün arka planına, 2 uzun bacasıyla bir Şeker Fabrikasını çizmiş Cemal Nadir…


Önünde sakallı bir adam “Bu minarelerin şerefeleri yok mu?” diye soruyor…


“Amca bey” karakteri ise “Hayir bayım… Bunların Şerefleri var!...” cevabını veriyor…


O yılların da, aradan geçen onca yıla rağmen bugünün de son derece anlamlı bir karikatürü bu.


Hele hele…
Şeker fabrikalarının birer birer satılmaya başlandığı şu günlerde, söz konusu karikatürün anlamı şüphesiz daha da önemli hale geliyor…


 


KARİKATÜRÜN ORJİNALİ BÜYÜKERŞEN’DE


 


Hem, Şeker fabrikalarının kurulduklarında ülke için ne denli önemli olduğu, hem de aynı Şeker fabrikalarının bugün için yok pahasına satılıyor olmasını adeta tasvir eden söz konusu karikatür’ün orijinali, Büyükşehir belediye Başkanı Yılmaz Büyükerşen’e kızı tarafından hediye ediliyor.


Büyükerşen, bu karikatürün orijinalini beraberinde, geçtiğimiz günlerde Konya’da yapılan CHP belediye Başkanları Toplantısına götürmüş.


Çoğaltıp orada belediye başkanlarına dağıtmış…


Yaptığı konuşmada da, “Şeker fabrikaları bu ülkede ilk kurulduğunda birileri buna sıcak bakmıyordu. Olumsuz bir bakış açıları vardı. Aynı bakış açısı bu gün o güzelim fabrikaları satma noktasına kadar getirdi. İşte yıllar önce Cemal Nadir tarafından çizilen bu karikatür, birilerinin o günkü bakış açısıyla, bugünkü bakış açısının aynı olduğunu gözler önüne seriyor. Demek ki o günkü “Fabrika kurulmasına karşı çıkan” zihniyet ile bugünkü “Fabrikaları satan zihniyet” arasında herhangi bir fark yok” anlamı taşıyan sözler söylemiş…


,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,


İnsan bu görevleri, üstelik para harcayarak niye ister ki?


 


Esnaf Odalarında başkan olmak oldukça avantajlı…


Bir kere başkan olanın hatırı sayılı bir maaşı var…


Çoğu Oda başkanı, işyerinde kazandığı paranın çok daha fazlasını başkanlık yaparak kazanabiliyor.
Bunun yanı sıra sadece maaş da değil olayı cazip hale getiren.


Emrinde çalışanlar, sekreterler hatta resmi plakalı makam araçlarına sahip olabiliyor esnaf oda başkanları.


Sendikaların da Esnaf Odalarından farkı yok.


Profesyonel sendikacı olanların da aynı şekilde iyi denilebilecek maaşları, sekreterleri, çalışanları ve makam araçları var…


Öte yandan…


Sanayi ve Ticaret Odalarında bu yok…


Tamam, çalışanları, sekreterleri, hatta makam araçları falan var ama başkanlar tek kuruş maaş almıyor.


Daha etkin, daha çok üyeye sahip olmalarına rağmen, maaş falan almamalarına rağmen, bir de ceplerinden harcıyorlar…


Söylenenlere bakılırsa, Sanayi ve Ticaret Odası başkanı olmak için aday olanların her birinin neredeyse 1-2 milyon lira para harcadıklarından falan da bahsediliyor…


Aynı şekilde partilerin il ve ilçe başkanları da maaş almıyor.


Almadığı gibi, hem başkan olmak için hem de başkanlık yaptıkları süre içinde cepten de para harcıyorlar…


Tüm bunlardan sonra insan ister istemez “Bu insanlar niçin Ticaret Odası, Sanayi Odası başkanı olmak ister ki? Bu insanlar niçin il ve ilçe başkanı olmak ister ki?” diye düşünüyor…


Esnaf oda başkanı olsalar, az ya da çok hiç olmazsa birer maaşları olur. Öyle değil mi?…


Şimdi bu yazıyı okuyup “Sen öyle zannet. Onlar maaş almıyor ama başına geçtikleri kurum sayesinde bu işi paraya daha kolay çevirebiliyorlar. Yani boşuna uğraşmıyorlar o görevlere gelebilmek için. Bir de üstüne üstlük prestij sahibi oluyorlar” diyenler çıkacaktır.


Biz onu bilmeyiz…


Sadece, maaşı bile olmayan bu görevler için bir de üstüne üstlük 1-2 milyon liraları harcamak tuhafımıza gittiği için yazdık!


,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,


Bu karar önemli ama kesin zafer falan değil...


Eskişehir Valiliği,  Sevinç Mahallesi’nden çıkartılacak ve termik santralde kullanılacak kömür ile ilgili ‘ÇED Raporu gerekli değildir’ kararı aldı.

Eskişehir Büyükşehir Belediyesi,  Eskişehir Valiliğinin bu kararına karşı dava açtı.
Açılan sonuçlandı.
Eskişehir İdare Mahkemesi verdiği kararda Valiliğin ‘ÇED Raporu gerekli değildir’ kararını iptal etti.
Santral karşıtlarını sevindiren bir mahkeme kararıydı bu elbette.
Haliyle...
Bu kararla birlikte şehirde "termik santralin kurulması suya düştü" gibi bir algı oluştu.
Tamam, mahkemenin bu kararı önemli.
Tamam, Eskişehir İdare Mahkemesi’nin verdiği bu karar, termik santral proje alanı için verilen ÇED Olumlu Raporu’nun da eksikliği tescillenmiş oluyor.
Fakat...
Bu mahkeme kararı, termik santralin kurulmasını tamamıyle ortadan kaldıracak bir karar değil.
-"Termik savaşını kazandık" şeklinde sevinç naralarının atılması için de çok erken.
Zira...
Sevinç köyünden çıkartılacak ve santralde kullanılacak kömür ile ilgili ÇED raporu hazırlatılması  ile termik santral kurmakta ısrarlı olanlar yollarına devam edecektir.
O nedenle...
İdare mahkemesinin kararı, termik santralin kurulmaması adına verilen mücadelede önemli ve kıymetlidir ama kesin bir zafer falan değildir.
Kesin zafer için, termik karşıtlarını ndaha çok mücadele vermesi gerekiyor galiba...

  • Diğer Yazıları

 

 Yazarlar