27 Şubat 2020 Perşembe 795 Okunma

Yunus’un çocuklarıyız ya hesapta! Olsun o kadar!

 


 


Yunus Emre’nin Eskişehirli olup olmadığı hep tartışılır…


Ortada herhangi somut kanıt olmadığından ve Eskişehirlilerin de doğru dürüst sahip çıkamadığından dolayı, Yunus Emre’nin bu şehirde yaşayıp yaşamadığı meselesi hep muallâkta kalmıştır
Aslına bakarsanız, somut kanıtlar olmasa da, Yunus Emre’nin bu şehirde yaşadığının soyut birçok kanıtı vardır…


Şöyle ki;
"Yunus Emre" denilince akıllara ilk gelen özellik: Hoşgörü’dür…


İddia ediyoruz: Türkiye’de Eskişehirlilerden daha hoşgörülü hiçbir şehir yoktur!


Başına ne geldiyse, hangi sorun ve sıkıntıyı çektiyse, işte hep sahip olduğu bu hoşgörü yüzündendir…


Örneğin:


Yıllardır hayallerle avutulup, vaatlerle kandırılmasına rağmen sesi çıkmaz Eskişehirlilerin…


Ensesine vurup ekmeğini elinden alsanız, gıkını bile çıkartmaz…


Sahipsizdir! Hakkını aramaz, arayamaz…


Kendi seçtiklerine, kendisini yönetenlere, kendisini temsil edenlere ayar bile veremez!


Başka şehirlerde yaşayanların isyan çıkarttığı olayların benzerlerini Eskişehir halkı hoşgörüyle karşılar…


Çünkü buna alıştırılmıştır…


Çünkü sınırsız bir hoşgörü sahibi yapılmaya zorlanmıştır.
Yunus Emre kesinlikle bu şehirde yaşamıştır arkadaş!
Çünkü…
Bu kadar hoşgörüyü Yunus’un çocuklarının yaşadığı bu şehirden başka hiçbir şehir halkı gösteremez.


Hiçbir şehir halkı, uğradığı bu denli haksızlık ve yanlışlık karşısında bu kadar müsamaha göstermez.


Ve hiçbir şehir, bu kadar ezik olmaz…

***


Gelelim, yukarıda anlattığımız meseleyi nereye bağlayacağımıza.


Efendim! Zaman zaman Eskişehir’de “Yöresel Ürünler Pazarı” adı altında organizasyonlar gelir Eskişehir’e…


Tıpkı şu sıralar Gar binası yanında “Hamsi Festivali” adı altında kurulan benzeri gibi…


Şehir merkezinde bir yer kiralanır, ürünler tezgâhlara yayılır, Eskişehirliler oradan alışveriş yapar, sonrasında aynı organizasyon, Eskişehirlilerin parasını da aldıktan sonra tezgâhlarını toplar gider…


O süreçte Eskişehir esnaf ve tüccarı bakar.


Esnaf ve tüccarın temsilcileri bakmamayı, hatta ilgilenmemeyi tercih eder.


Belediyeler “bana ne” demeyi yeğler.


Diğer ilgili kurumlar ise “Aaa Öyle mi? Nerede açılmış?” ayağına yatmayı tercih eder…


Sonuçta…


Yöresel Ürünler Pazarı adı altında bu organizasyonlar iki-üç ayda bir Eskişehir’e gelmeyi takvime bağlarken, biri de çıkıp “Ne geliyorsunuz kardeşim! Bu şehrin esnafı-tüccarı var” demez…


Dedik ya Hoşgörü sahibidir bu şehir!


,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,


 


Gidip hamsi yesinler! Hem belki zihinleri de açılır!


 


Dün internette şöyle bir tarattık konuyu…


Trabzon’da, Ordu’da, Rize’de, kurulmak istenen Yöresel Ürünler Pazarları bildiğiniz isyan çıkartmış…


Esnaf ve odalar ayaklanmış, hiçbirine izin verilmemiş.


Bırakın dışarıdan gelen yöresel pazarlara izin vermeyi, saydığımız şehirlerde, kendi şehirlerinin müftülükleri tarafından düzenlenen kermesler bile isyana yol açmış,  yaptırılmamış…


Bizim şehrimizde ise “Hamsi Festivali” adı altında yöresel ürünler pazarı açılıyor ve hiç kimsede tepki yok!


Ne diyelim?


Bu duruma, tıpkı diğer şehirlerde olduğu gibi karşı çıkacak olanlar ilgilenmiyor, sessiz kalıyor ve  tepki göstermiyor, o halde tavsiyemiz;  söz konusu pazara biran önce gidip hamsi falan yemeleri…


Hem dışarıdan gelenlere bir katkıları olur!


Hem de…


Olur ya; belki yedikleri hamsi sayesinde zihinleri de açılır!


,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,


 


CHP’de samimiyetsiz önseçim isteği…


 


CHP’de teşkilat gücünü ele geçirenler ısrarla önseçim ister…


Çünkü kendi üye ve delegeleriyle yapılacak aday belirlemelerinde, istedikleri makama rahatlıkla geleceklerine emindirler.


Teşkilatta gücü olmayanlar ise önseçime kesinlikle yanaşmaz…


Çünkü aday olabilmelerinin tek yolu isimlerinin tepeden belirlenmesidir.


xxx


Teşkilat elindeyken önseçim isteyenlerin, teşkilat gücünü kaybettiğinde bu istekleri tam tersine değişir…


Aynı şekilde…


Teşkilatta gücü olmadığı için önseçime yanaşmayanlar da belli bir süre sonra teşkilat gücü kazandığında “Önseçim” diye tutturmaya başlar.


Velhasıl…


CHP’de, teşkilat gücü olmadan önseçim isteyene rastlanmadığı gibi, teşkilat gücü olanların da  atama yöntemi istediği hiç görülmemiştir…


xxx


İşte o yüzden CHP’de aynı kişilerin, dün önseçim isteyip, sonraki süreçte merkez yoklaması istemesi, ya da tam tersine, dün merkez yoklamasına ses çıkartmayıp sonraki süreçte  “önseçim” diye tutturmasına çok şahit olunmuştur…


Aslına bakarsanız bunun adı; siyasi samimiyetsizliktir…


CHP’de samimi olarak  “şartlar ne olursa olsun önseçimden yanayım” ya da “şartlar ne olursa olsun merkez yoklamasından yanayım” denilmedikçe ve bu konuda dik durulmadıkça, samimiyetsizlik böyle sürüp gidecektir.


,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,


Biraz da gülmek lazım…



Temel beş yıldızlı bir oteline gider ve bir oda ister.
Resepsiyonist "hay hay efendim "deyip; Temeli kral dairesine alır ve gece temele bir tanede kadın gönderirler.
Temel, gece kadınla beraber olur.sabah check out yapmaya geldiğinde resepsiyonist Temele $1000 dolar para verir ve teşekkür eder.Temel şaşkın şaşkın oradan ayrılır ve bunu Dursun’a söyler
"ula Dursun git oraya kal bir gece sana bir kadın ve üstüne $1000 dolar para veriyorlar".Dursun bir gun otele gider ve oda ister.Dursunu da kral dairesine alırlar ve gece üç tane kadın gönderirler.sabah Dursun check out yaparken.Resepsiyonist, Dursun’a $5000 dolar verip teşekkür eder.Dursun ise şaşırır ve sorar:
ula siz Temele bir kadın ve bin dolar verdiniz bana niye üç kadın ve beş bin dolar verdiniz der?
resepsiyonist gülerek "sizinki canlı yayın dı onunki banttan dı."


 


,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,