9 Nisan 2020 Perşembe 851 Okunma

Mücadelede doğru ve yanlışlar!

 


 


Korona salgını boyunca yapılan doğrular ve yanlışlar var…


Önce iyilerden başlayalım;


-Süreç son derece şeffaf bir şekilde yönetildi ve hala öyle sürdürülüyor.


-Sağlık bakanı samimi tavırlarıyla toplum üzerinde güven telkin etti.


-Bazen gecikilmiş olsa da alınan işyeri kapatma ve belirli yaş sınırındaki insanlara getirilen sokağa çıkma yasağı gibi  önlemler gerekli, faydalı ve yerindeydi.


-Sağlık personelinin salgın süresince canhıraş çalışmaları takdire şayandı.


-Testi pozitif çıkan hastaların anında birinci derece yakınları ve temas edebileceği insanlara kısa süre içinde ulaşılması, işin sıkı ve ciddi tutulduğunu ortaya koydu.


-Pozitif vatkalarla temas etmiş olabileceği ve yurt dışı hikayesi bulunanların aile hekimleri tarafından sürekli takip altına alınması, salgının daha da yayılmasını önledi.


-Devlet kurumları ve belediyelerin, sosyal ihtiyaç anlamında vatandaşın ihtiyaçlarını karşılamaları umut verdi.


-Belirli yaşlarda alınan sokağa çıkma yasağı, yasağa uymak istemeyenlere rağmen sıkı şekilde denetlendi.


-Emeklilere bayramda verilmesi gereken bir maaş ikramiyenin öne çekilmesi, özellikle emeklilere iyi geldi.


-Hükümetin uygulamaya koyduğu “kısa çalışma ödeneği” zor durumdaki birçok işyeri için nefes oldu.


-Salgın süresince Bilim Kurulunun aldığı ya da önerdiği konuları hükümetin anında uygulamaya koyması olumlu bir gelişmeydi.


-Devletin, salgınla mücadelede aşı ve ilaç geliştirmesine yönelik bilimsel çalışmaların önünü açması yerindeydi.


-İstanbul’un iki yakasına yeni hastanelerin yapılma kararı doğru bir hareketti.


-Tedavide en çok ihtiyaç duyulan solunum cihazlarının kısa süre içinde üretilmesi ve kullanılması büyük bir işti.


-Başta birtakım zorluklar çekilse de, öğrencilere verilen uzaktan eğitim modelinin kısa sürede benimsenmesi memnuniyet vericiydi.


Salgın süreci boyunca yapılan bu doğru hareketlerin yanında, eksik, yapılmayan ve yanlış yapılan işler de vardı.


Örneğin;


-Yurtdışı ve Umre kaynaklı yurda girenlerin takibi ve müdahalesi 3-5 gün öncesinden başlamış olsaydı, vaka ve ölüm sayısı belki bu kadar olmayabilirdi.


-Hükümetin ekonomik yardım paketi daha geniş bir şekilde tutulabilirdi.


-Evlere kapanan insanların en çok kullandığı Elektrik, Doğalgaz ve internet gibi harcama kalemleri 3 ay boyunca ertelenebilir, yarısı alınabilir ya da hiç alınmayabilirdi.


-Vatandaşın borçlarının ertelenmesinde bankaların faiz uygulamasının önüne geçilebilirdi.


-Küçük esnafa en azından kira yardımı adı altında bir yardımda bulunulabilirdi.


-İnsanların salgın süreci içinde maske ve eldiven gibi malzemelere ücretsiz ve daha kolay ulaşabilmeleri sağlanabilir


-Salgının en çok görüldüğü İstanbul, Ankara ve İzmir illerinde tam anlamıyla bir sokağa çıkma yasağı konulabilirdi.


-Özellikle yardımlar konusunda hükümet ile belediyeler güç gösterisi yerine, birlikte çalışabilirdi.


-Salgın sürecinde işyerlerinin kapatılması kararıyla birlikte işten çıkartılmalar yasaklanabilirdi.


-Ücretli öğretmenlere ücretleri verilebilirdi.


Sonuç olarak…


Doğrusu ve yanlışı ile, iyisi ve kötüsü ile kötü bir salgın sürecinde bugüne kadar gelindi…


Doğruların daha çok, yanlış ve eksiklerin daha az olduğu bir süreç yaşadık bugüne kadar.


Umarız, salgının bundan sonraki sürecinde tamamen doğruların olduğu, yanlışların ise hiç yapılmadığı bir süreç ile bu belayı ülke olarak en az zararla atlatırız.


,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,


 


Bu duruma son verilmezse tarihe geçeriz!


 


Dünya’yı diz çöktüren, ülkemizde de hayatı durduran bur salgın sürecinde yapılması gereken çok şey var.


Ancak…


Böylesine insan sağlığını tehdit eden bir salgın yaşanırken, yapılmaması gereken tek bir şeyin olması lazım; O da; sağlığı tehdit edebilecek hiçbir eyleme izin verilmemesi, göz yumulmaması.


Fakat gelin görün ki böylesine bir girişim var Eskişehir’de!


Şöyle ki;


Eskişehir’in Sivrihisar ilçesindeki TMSF yönetimindeki Koza Altın İşletmeleri, yaşam alanlarının dibine, yaklaşık 40 hektar alana, 1 milyon 750 bin metreküplük, siyanürlü ikinci atık depolama tesisi yapılması için girişim başlatıyor.


Ülke salgınla mücadele ederken, projenin ÇED raporunun son şeklinin verildiğini duyuran Çevre ve Şehircilik Bakanlığı, siyanürlü göletin yapılacağı bölgedeki mahalle muhtarlarına itirazlar için 10 gün süre veriyor.


Tüm Türkiye odağını salgına vermişken, apar topar siyanürlü atık göleti gündeme getiriliyor. Vatandaş evlerinde karantinada iken raporlar halkın görüşüne sunuluyor. Bunu da anayasaya göre vatandaşın sağlığını, doğayı çevreyi korumakla birinci sorumlu olan devletin kendisi, üstelik salgınla mücadele sürecinde yapıyor.


Kaymaz’da yaşanan bu inanılmaz girişimi CHP Eskişehir Milletvekili Utku Çakırözer sayesinde öğrendik.


Çakırözer iyi ki duyurdu bu vahim olayı…


Hiç olmazsa bu resmen cinayetlere yol açacak girişimin engellenmesi ihtimali doğdu.


Umarız, yerleşim yerinin dibine yapılmasına karar verilen bu siyanür havuzlarına aklı başında bir yönetici çıkıp da “dur” der…


Aksi takdirde Eskişehir, salgına karşı sağlık mücadelesi verildiği bir dönemde, sağlığın tehdit edildiği bir girişimle tahine geçmiş olacak…


Bizden söylemesi!


,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,


 


Ekonomi ve Tarım bilim kurulları da aktif olmalı..


 


Salgın mücadelesi sırasında özellikle Sağlık Bilim Kurulu’nun büyük katkısı oldu.


Bilim kurulu tarafından alınan kararların Bakanlık ve hükümet tarafından devreye sokulması, salgınla mücadele konusunda önemli mesafeler alınmasını sağladı.


Dolayısıyla, Bilim Kurulu’nun varlığının özellikle mücadelede ne denli önemli bir rol üstlendiği ortaya çıktı.


Şu anda Türkiye’nin birinci gündemi korona virüs salgını ve bu salgınla mücadele…


Ancak…


En az bu gündem kadar önemli olan iki konu ülke olarak bizi bir hayli zorlayacak gibi.


Bunlardan biri Ekonomi, diğeri ise Tarım…


Salgınla mücadelede başarı sağlanır sağlanmaz ülke gündeminin ilk maddesi şüphesiz ekonomi olacak.


Bu süreçte, tarım da yine önemli bir gündem maddesi olarak önümüze gelecek.


Hal böyleyken, biran önce Ekonomi ve Tarım konusunda bilim kurullarının oluşturulması ve devreye girmesi gerekiyor.


Her iki bilim kurulunun da özellikle şu günlerde alacağı kararlarla hükümete ve bakanlıklara yol göstermeli.


Böylelikle…


Salgın atlatıldıktan sonra gerek Ekonomi gerekse Tarım sektöründe alınacak önlemler ve girişimler konusunda geç lalınmış olunmaz…


,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,


 


Biraz da gülmek lazım



Temel’in çok büyük bir mobilya mağazası vardır. Bir gün bayi toplantısı için Rusya’ya gider. Otelin resepsiyonunda çok güzel Rus kızı ile tanışır. İkisi de birbirlerinin dilini bilmediklerinden Temel kalemi alır, bir taksi resmi çizer deftere. Kız gülümser, başını sallar. Bir taksi tutup şehri birlikte gezerler. Daha sonra Temel, bir restoran ve bir masa çizer deftere. Kız tekrar güler, başını sallar ve güzel bir restorana akşam yemeğine giderler, şampanya içip havyar yerler, dans ederler.

Vakit hayli geç olunca kız eline kalemi alır deftere 2 kişilik bir yatak çizer, gülümseyerek Temel’e verir. Temel afallar kalır. Sonra da kızı bırakıp oteline döner.

Temel, kendisinin mobilya işi yaptığını kızın nasıl anladığını hálá çözemez, düşünür durur..durur düşünür..