Eskişehir’in en güzel parkı ne Kentpark ne Sazova… Onlarla kıyasıya yarışan Dede Korkut Parkı ve Millet Bahçesi de kusura bakmasın ama Eskişehir'in en güzel parkı daha dün Adıyaman'da açıldı.
İlkay Akkaya’dan dinlemeyi en sevdiğim türkülerden biri: “Adıyaman yolu yaman vay vay yavrucağım…”
Yok, türküden bahsetmeyeceğim. Bu yazıyı yazarken o türküyü dinliyorum.
Yazı için biraz geriye gidelim.
6 Şubat 2023’e…
Kahramanmaraş’tan Hatay’a, Malatya’dan Adıyaman’a uzanan ve hatırladıkça kahreden o büyük yıkıma… Coğrafyanın genişliği, yaşanan acının yanında minicik. Dünya başımıza yıkıldıydı. Binlerce insanın hayatını kaybettiği, şehirlerin bildiğimiz hallerini kaybettiği günlere…
Adıyaman, felaketin en ağır vurduğu şehirlerden biriydi.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın, devletin ilk günlerde Adıyaman’da istenilen çalışmayı yürütemediğini kabul ederek helallik istediği şehir…
O ilk günlerde devlet kapasitesinin, ulaşımın, haberleşmenin nerelerde ve nasıl aksadığı çok konuşuldu. Zaman zaman da konuşulacak.
Ama hepimize umut olan başka bir şey daha vardı.
Dayanışma.
Aslında hiç de “dayanışma” diyesim gelmiyor. Kullandıkça eskiyor gibi ama hep taze ve hep yanı başımızda. Her yardım kampanyasına, her sosyal sorumluluk faaliyetine iliştirile iliştirile biraz kurumsal sunum sözcüğüne dönüştü. Soğudu zannediyorum ama hala sıcak, biliyorum.
*****
Nasıl da soğuk günlere denk gelmişti o felaket… Ve o acı, şimdi sımsıcak bir şekilde bir kez daha karşımıza çıktı. Kilometrelerce uzakta insana duyulan bir ihtiyaç vardı ve herkes o yetişme telaşındaydı. Eskişehir ve Eskişehirliler de o ihtiyaca karşılık vermeye çalışanlar arasındaydı.
Depremden önce Eskişehir ile Adıyaman arasındaki ilişkinin gündelik karşılığı pek kuvvetli değildi zannediyorum. Adıyaman denince türküler, Nemrut, Kahta, çiğköfte… Birkaç tanıdık imge. Soner’e göre ise Gaffari’ydi Adıyaman.
6 Şubat, Adıyaman’ı bizim için başka bir alana taşıdı.
Eskişehir’den yardım araçları çıktı. Koliler hazırlandı. Belediyeler, kurumlar, gönüllüler harekete geçti. İnsanlar, insanların neye ihtiyaç duyabileceğini kara kara düşünüyordu.
Kardeş şehir protokolü hikaye!
Biz kardeş değil, can şehirlerdik ve canımızdan can gidiyordu.
Aradan üç yılı aşkın zaman geçti.
Şimdi Eskişehir yeniden Adıyaman’da…
Bu defa acil ihtiyaç listeleriyle değil.
Eskişehir Büyükşehir Belediyesi bir o park ile çaldı yolu yaman Adıyaman’ın kapısını…
Adı, Eskişehir Parkı…
Park dediğimiz şey belediyeciliğin en alışıldık işlerinden biri esasında. Ağaç, yürüyüş yolu, bank, oyun alanı, spor alanı…
Belediyelerin faaliyet raporlarında birkaç satır ve birkaç rakamla anlatılabilecek cinsten.
Bu park başka…
Hikayesi, park yapılmasına karar verildiğinde başlamadı.
6 Şubat’ta başladı.
O yüzden “Eskişehir Parkı” sıradan bir park değil.
Bir şehir, başka bir şehre kendinden bir şey bırakmak için gidiyor.
Adını göstermek için değil; oraya neden geldiğini hatırlatmak belki de.
Felaket zamanındaki yardımlaşmaların bir geçiciliği vardır.
Su içilir, erzak tükenir, battaniyeler eskir...
Ancak, şehirlerin birbirleriyle kurdukları ilişkinin yardım kamyonlarıyla birlikte geri dönmemesi gerekiyor bana kalırsa.
Ve bu kez geride koskoca bir park kalıyor.
Eskişehir yıkılan soğuk grilerin yerine biraz yeşil bırakıyor.
Adıyaman’da şimdi o şeyin adı Eskişehir Parkı.
Proje falan değil yanlış anlaşılmasın…
Yerel siyasetin en çok sevdiği kelimelerden. Artık küçük-büyük her iş proje. Park proje, kaldırım proje, festival proje… Kelimenin kendisi neredeyse yapılan işten daha itibarlı ya da itibarsız hale geldi.
Bu parka proje dememek gerekiyor bu nedenle.
Gösterişli bir siyasal iddiaya ihtiyacı yok.
Nerede yapıldığı ve neden orada olduğu zaten yeterince şey söylüyor.
Devasa acı da o acıdan damıtılan küçük küçük umutlarda o parkla yaşayacak.
Yıkılanın yerine park yapmak elbette yıkılanı geri getirmiyor.
Getiremez.
Ama şehir hayatının yeniden kurulması yalnızca konut, yol, altyapı meselesi de değil. İnsanların tekrar yan yana gelebildikleri yerlerin çoğalması da bunun bir parçası.
Belki meseleye bundan daha büyük anlamlar yüklemek de gereksiz.
Sonuçta bir park…
Ama yerini düşününce, hikayesini düşününce insan şunu söylemeden de edemiyor: “O parkı başka nereye yapsan, bu kadar yakışmazdı.”
Eskişehir’in en güzel parkı Adıyaman’da…
Çok gitmek istedim açılışına nasip değilmiş.
Belki uğrarım bir vakit Eskişehir’in en güzel parkında bir çay içerim.
Yaza planlıyorum. Size de şiddetle tavsiye ediyorum.