15 Mart 2019 Cuma 647 Okunma

Daha bu günden cezalandırıldıklarını hissediyorlar iyi mi?

 


 


Şu sıralar lise ve Üniversite öğrencileri ile hiç konuşup sohbet ettiğiniz oluyor mu?


Ben bunu arada sırada yapıyorum…


Neler hissettiklerini, dünyaya nasıl baktıklarını, gelecekten ne beklediklerini falan anlamaya çalışıyorum kısa sohbetlerimde.


Öncelikle bu ülkede, yolunda gitmeyen hemen her şeyin farkında gençlerin büyük bir çoğunluğu…


Ama hiçbir şey yapamamanın çaresizliği ve endişesini ciddi bir şekilde yaşıyorlar.


Bilim, teknoloji, yaşanan gelişmeler, dijital süreç gibi, dünyayı bambaşka bir yere götüren sürecin farkında bile olmayan, yetersiz, niteliksiz ve kabiliyetsiz insanların bizzat geleceklerini belirlediğini çok iyi biliyorlar…


O nedenle geleceklerine umut ile değil, endişeyle bakıyorlar.


Yaşamlarının en güzel 4-5 yılını harcadıkları Üniversite eğitiminin ardından, işsiz kalma ihtimalinin bir hayli yüksek olacağı endişesi bir an olsun çıkmıyor akıllarından…


Birey olmalarının hemen ardından, belli bir yaşa rağmen evde oturup, anne-baba eline bakacak olmalarının mahcubiyetini daha bu günden yaşıyor birçoğu.


Her anne-baba’nın oğlu paşa, kızı Prenses’ten öte, her ailenin yetiştirdiği bu gençler, bu ülkenin aydınlık geleceğidir aslında…


Ülkenin aydınlık gençleri mutsuz, umutsuz ve endişeliyse, o ülkede bir adım dahi yol kat edilemez…


Maalesef böyle bir sıkıntılı durum yaşanıyor bu ülkede.


İsterseniz çıkın sokağa, gördüğünüz Üniversite öğrencileri ile sohbet edip sorun gelecekleri ile ilgili ne düşündüklerini…


Ben zaman zaman konuşuyorum o gençlerle…


İnanın, en çok sarsıldığım, ruh halimin bozulduğu ve endişeye düştüğüm sohbetler oluyor bu konuşmalar…


Çoğu, hiçbir suçları olmamasına rağmen daha bu günden cezalandırıldıklarını hissediyorlar iyi mi?


 


....


 


Bu filmi daha önce de yaşadık…


 


Bir tarafta millet İttifakı, diğer tarafta ise Cumhur İttifakı.


Cumhur İttifakı tarafı, Millet ittifakı için “Zillet” diyor.


Millet İttifakı ise, Cumhur İttifakı için “Çukur” diyor.


İş çığırından çıkmış vaziyette.


Eskişehir’in en deneyimli siyasetçilerinden Necati Okuroğlu ile konuştuk.


-“Bu vaziyet hiç mi hiç iyi değil” diye başladı konuşmaya.


Hemen ardından da “Çoğu kişi bilmez aya bu ittifaklar durumu daha önce de bu ülkede bire bir yaşandı” dedi.


Nasıl yaşandığını sorduğumuzda ise başladı anlatmaya:


-“İsmet İnönü benzeri düşünceyi taşıyan partileri bir araya toplayarak “Güç Birliği” Cephesini oluşturdu. Bunun karşısında Demokrat Parti’nin öncülüğünde  “Vatan Cephesi” oluştu. O dönem Ocak-Bucak binalarına oluşturulan cephelerin tabelaları asıldı. Tıpkı bu gün olduğu gibi her iki cephe birbirine saldırıyordu. İşte bu süreç ülkeyi gererken, önce İsmet paşa’nın taşlanması, ardından 28 Nisan hadiseleri cereyan etti. Her iki cephenin kahvehaneleri bile birbirinden ayrılmış, ülke ortadan ikiye bölünmüştü. Bunların neticesinde 60 darbesi oldu.”


“Yani” diye sorduk Necati Okaroğlu’na…


-“yani si, 60 darbesinin yapılmasının asıl nedeni o dönem siyasetin cephelere ayrılması ve dolayısıyla bu cephelerin ülkeyi ikiye bölme hadisesidir” diyerek tamamladı sözlerini…


.....


Demek ki onlar da inanmıyor aritmatiğe…


 


AK Parti MHP ile ittifak kurdu.


Her iki parti de seçimlere Cumhur İttifakı adı altında giriyor.


İttifak gereği Eskişehir merkezinde AK Parti’nin adayları var.


Yani…


MHP; Büyükşehir, Odunpazarı ve Tepebaşı’nda aday çıkartmıyor, AK Parti adaylarını destekliyor.


Şimdi…


Her iki partinin de aşağı yukarı oy oranları ortada…


AK parti ile MHP oylarını alt alta topladığınızda, Cumhur İttifakı Büyükşehir, Odunpazarı ve Tepebaşı belediyelerini açık ara farkla kazanıyor.


Ancak…


Böylesine bir avantaja rağmen AK parti yapılacak seçim için rahat değil.


-“Belediyeleri kesin kazanırız” havası AK partililerin kendisinde dahi yok…


Normalde “işi bitirdik” rehaveti yaşayacakları yerde, gece gündüz asılıyorlar seçimlere.


Öte yandan…


Kamuoyunda, CHP’nin belediyeleri yeniden kazanacağına ilişkin görüşün bir hayli fazla oluşu, beraberinde endişeyi de getiriyor.


Bunun tek nedeni şu:


İttifak aritmetiğinin seçim kazanmaya yetmediğini, siyasette 2 ila 2’nin toplamının 4 etmeyeceğini AK partililerin kendisi de biliyor…


MHP oylarının tamamını alamayacaklarını biliyorlar…


Basit aritmetiğin siyasette de geçerli olacağına inansalardı, ittifakın yapıldığı ve adayların açıklandığı gün haklı olarak zafer ilan ederlerdi.