3 Aralık 2020 Perşembe 625 Okunma

Kayserili baba misali mübarek…

Önümüzdeki süreçte yeni yılın Asgari Ücret tutarı belirlenecek…
Her yıl olduğu gibi, oluşturulan komisyon bir taraftan işçi sendikalarının, diğer taraftan da işveren sendikalarının tekliflerini alacak…
İşçi sendikaları;
Önce yaptıkları hesabı ortaya koyacak, ardından istedikleri asgari ücret tutarını açıklayıp “Bu rakamın altında belirlenecek olan Asgari Ücreti kesinlikle kabul etmeyiz” diyecek.
Aynı şekilde işveren sendikası da;
Önce yaptıkları hesabı ortaya koyup, ardından verebilecekleri Asgari Ücret miktarını sunup; “Bu rakamın üzerinde belirlenecek olan Asgari Ücreti kesinlikle kabul etmeyiz. Çünkü bu rakamın üzerini veremeyiz. İşçi çıkartmak zorunda kalırız” diyecek.
Sonunda komisyon devlet adına yeni Asgari Ücret tutarını belirleyip açıklayacak…
Belirlenen Asgari Ücret, her defasında olduğu gibi işçi sendikalarının istediği ücretin çok altında, işveren sendikasının istediği ücretin çok az üstünde bir ücret olacak…
-“Bu rakamın altında belirlenecek ücreti kesinlikle kabul etmeyiz” diyen ve yağıp gürleyen işçi sendikaları da, yine her defasında olduğu gibi paşa paşa devletin belirlediği yeni ücret oranını imzalayacak…
Çünkü sistem böyle kurulmuş.
Çünkü…
Devlet, en düşük ücret olan Asgari Ücret’e ve Asgari ücretliye, fıkradaki Kayserili baba gibi bakmaya alışmış.
Oğlu, Kayserili babasından para ister:

-"Baba 500 bin lira verir misin?"
Baba :
-" Ne? 400 bin lira  mı? Ne yapacaksın lan 300 bin lirayı. 200 bin lira neyine yetmiyor? Al sana 100 bin lira yeter." Dedikten sonra çıkartıp 50 bin lira verirmiş ya…
Hah işte! Tam da böyle!


......


Gidiciyi anladık da, gelici kim?


    Hangi CHP'li ile konuşsam “Bu iktidar artık gidici” diyor.
İktidarın 18 yılda bozmadığı kesim kalmadığını, en son ekonomiyi berbat ettiğini söylüyor.
Ardından da şunu ekliyor; “Baksana? Yapılan anketlerde bile oyları yüzde 30'lara düştü”
İster istemez soruyoruz;
- “İktidar gidici gitmesine de, gelici kim? CHP mi?” diye...
Öyle ya;
Birileri gidiyorsa başka birilerinin gelmesi lazım değil mi?
Hiçbiri, biraz düşündükten sonra “Evet. CHP geliyor” demiyor, diyemiyor.
Nasıl desin ki?
“Gidici” dediği partinin anketlerdeki oyu yüzde 30'larda iken, aynı anketlerde yüzde 23-24, bilemediniz en fazla yüzde 25 gösterilen CHP'nin iktidara geleceğini nasıl söylesin ki?
Söyleyemediği için de  “Gidici” tahmininin doğruluğunu destekleme adına, yüzde 50+1 ve  “Ortaklar” meselesini sokuyor devreye.
Ardından da o bilindik matematik formülü dökülüyor ağızlardan; “İYİ Parti şu kadar, HDP şu kadar oy alır. Babacan ve Davutoğlunun partleri de şu kadar oy böler. Diğer partiler de şu kadar aldı mı, bu iktidar, ortağı MHP'nin oylarını da topladığında  yüzde 50'nin altında kalır ve gider. Yani bu iktidar gi-di-ci”
Sonuç olarak...
Siyasetini, iktidarın gidişine hedeflemiş ama kendi partilisinin gözünde bile  iktidara gelişiyle ilgili bir hedefi bulunmayan  CHP ile karşı karşıyayız.
***
Peki; iktidarın gidici olduğunu söyleyebilen CHP'liler, iktidara gelici olduklarını niçin söylemiyor ya da söyleyemiyor dersiniz?
Bana göre bunun tek nedeni, CHP yönetiminin, belki gerçekten gidici olan iktidarın kalması adına elinden geleni yapıyor olması...
“Nasıl yani? CHP yönetimi iktidarın gitmemesi için mi uğraşıyor?” Dediğinizi duyar gibiyim.
Hemen söyleyeyim o zaman...
Elbette iktidarın iktidardan gitmemesi için uğraş vermiyor ama partiden  öyle kritik anlarda öyle çıkışlar ve söylemler çıkıyor ki, bunlar adeta iktidarın imdadına yetişiyor.
İktidar, sebep olduğu ve kendisini köşeye sıkıştıracak tüm olumsuzlukların üzerini, CHP'den yükselen bu çıkış ve söylemlerle örtüveriyor.
Bakın şimdi?
İktidarın şu sıralar en büyük handikabı  bebat bie halde olan ekonomi...
Berbat olan ekonominin olumsuz etkilemediği kişi ve kesim neredeyse yok.
Ülkede konuşulacak, iktidarı da köşeye sıkıştıracak olan  tek gündem Ekonomi.
Ama gelin görün ki ülkede 2-3 gündür Kılıçdaroğlu'nun Öğretmenler için söylediği sözlerle, CHP Milletvekilinin Ordu ile ilgili sarf ettiği sözleri konuşuluyor.
CHP'den çıkan her iki söylem de, ekonomiyi konuşturmak istemeyen iktidarın, gündemi değiştirmesi için adeta hızır gibi yetişiyor.
İşin kötüsü...
CHP'de bu çıkış ve söylemlerin sahipleri de 2-3 gün aslında söylemenen sözlerin ne anlama geldiğini anlatmaya uğraşsa da iş işten geçmiş, gündem değişmiş, asıl meselenin üzerine yorgan örtülmüş oluyor.
Çoğu zaman “CHP'de genel başkan dahil hiç konuşmasa daha iyi mi olur? Hiç olmazsa iktidara gündem değiştirecek malzeme verilmemiş olunur” diye düşünmüyor değiliz hani...
Belki o zaman konuştuğumuz CHP'liler bile “Bu iktidar gidici” dedikten sonra belki “Biz de geliciyiz” diyebilir.


.....


Evlerde niye yapılmıyor?


Bir okurumuz yazmış…
Şu sıralar hangi hastaneye gitseniz, önünde uzun ve kalabalık kuyruklar olduğunu söylüyor.
Bu kuyrukları da, hastalık belirtisi taşıdıkları için test olmaya gelenlerin oluşturduğunu ifade ederek “İnanın o kuyruklarda beklerken sağlam insanlar bile virüs kapar. Hiçbir şey olmasa bile, hava soğuk olduğu için insanlar üşütüp hasta olabilir” diyor.
Öte yandan…
Bu test kuyrukları ve yoğunluğu nedeniyle hastanelerin normal sağlık hizmetlerinin de aksadığını söylüyor okurumuz.
Ardından da soruyor;
-“bu testler evlerde ya da hastanenin uzak bir noktasına kurulacak olan yerlerde yapılamaz mı?” diye…
Güzel soru, doğru soru…
Sahiden de bu test işini hastane binalarından kurtarmak doğru bir yöntem teşkil etmez mi?
Testler evlerde ya da okurun dediği gibi hastane bahçesinin uzak bir noktasına kurulacak p
Geçici kabinlerde falan yapılıp, hastane binası biraz daha rahatlatılamaz mı?
Doğrusu biz de merak ettik…
Yapılamaz mı?


.....


BİRAZDA GÜLMEK LAZIM


    Adam barda dublelerle içki içip sonunda gömleğinin önüne kusunca:
— Eyvah! Karım bunu görünce canıma okuyacak!!
Barmen:
— Merak etme, bir fikrim var. Koy gömleğinin cebine 20 dolar, karına bara gittiğini, yanına oturan adamın kazara üzerine kustuğunu, özür dileyerek temizleme parası olarak da 20 dolar verdiğini söyle!
Adam bu fikre bayılmış ve dönmüş evine.Gömleğinin önünü gören karısı delirmiş tabii.. Adam da barmenin senaryosunu anlatarak yanında oturan adamın kendisine temizleme parası olarak 20 dolar verdiğini söylemiş ve uzatmış ön cebindeki parayı…
Uzatılan parayı gören karısı:
—Dur, ama burada 40 dolar var !
Adam başını öne eğerek:
—Şey, o herif bir de altıma kaçırdı!