Bu hayat pahalılığından, yarının ne getireceğinin kestirilemediği bir yaşamdan ve giderek derinleşen güven kaybından sonra mevcut iktidarın halktan yeniden onay alabileceğini pek düşünmüyorum.
Tabii muhalefet, kendi içinde kavga etmekte gösterdiği ısrarı bir kenara bırakıp müştereklerde buluşabilirse…
AK Parti, kendi yaptıklarından çok rakiplerinin hatalarına muhtaç. Rakipleri de bu ihtiyacı karşılamakta hayli cömert.
Yine de iktidarın önündeki siyasi tablonun pek parlak olduğunu düşünmüyorum. Yıllardır sığınılan o meşhur istikrar söylemi de artık eskisi kadar karşılık bulmayabilir. İnsanların yarın neyle karşılaşacağını bilemediği bir hayatın neresinde istikrar arayacağız ki?
Bütün bunların AK Parti'nin Eskişehir teşkilatındaki karşılığını görmek de zor değil.
Mesela AK Parti bugün esnafa ne söyleyebiliyor? Bir üniversite öğrencisiyle oturduğunda gelecek üzerine konuşabileceği bir şey var mı? Emeklinin karşısına geçtiğinde elini öpmenin ötesinde umut verecek bir cümlesini duydunuz mu?
Sivil toplum kuruluşları ziyaret ediliyor, doğru. Ancak bu ziyaretlerde İl Başkanı Gürhan Albayrak'ın bir siyasetçiden çok iş dünyasının bir mensubu gibi hareket ettiği izlenimine kapılıyorum.
Üstelik mesele yalnızca bunlar değil.
AK Parti'nin Eskişehir'deki durumunu anlamak için bazen partililerin sosyal medyada birbirlerine söylediklerine bakmak yeterli. Bakınca Genel Merkez'in teşkilatlar üzerindeki eski kontrolünden, o meşhur parti disiplininden söz etmek bir hayli zorlaşıyor.
Son yaşananlara bakın.
İl Başkanı Gürhan Albayrak'ın Cüneyt Özdemir'le yaptığı iddia edilen sohbeti ilk kimler gündeme taşıdı? WhatsApp gruplarında Albayrak'ı eğlence konusu yapanlar arasında AK Partililer yok muydu?
Ya Dede Korkut Parkı meselesi?
Eskişehirli muhaliflerin olaya tepki göstermesi anlaşılırdı. Peki, meselenin daha da büyümesinde Albayrak ve il yönetiminden rahatsız olan AK Partililerin hiç mi payı olmadı?
Siyasette parti içi mücadele yeni bir şey değil. Aynı çatı altında birbirine muhalefet edenler de olur, birbirinin ayağına basanlar da. Hatta bazen insanın en sert rakibi karşı partide değil, aynı masada oturandır. Tuhaf olan ise bütün bu mücadelenin kentin meselelerinden daha fazla konuşulması…
AK Parti kendi içindeki tartışmalarla gündeme gelirken, Eskişehirlilerin sorunları da bu tartışmaların sosu haline geliyor.
Gürhan Albayrak'ın yalnızca Eskişehirlileri değil, kendi partisinin hatırı sayılır isimlerini de ikna etmekte zorlandığı izlenimi var bende.
Bugün gazetecilerle ayaküstü yapılan şakalaşmaların, sosyal medya polemiklerinin ve parti içi tartışmaların daha fazla konuşulduğu bir il başkanlığı görüntüsüyle karşı karşıyayız.
Elbette siyasetçinin espri yapmasında, gazetecilerle şakalaşmasında sorun yok. Siyaset biraz da insan işi; şakası, takılması, birbirine laf yetiştirmesi olacak. Ama o espri parti meselesi oluyorsa, gülmek değil düşünmek gerekiyor.
Malumunuz, bir kentin gündemine girmekle o kentin gündemine ilişkin söz söylemek aynı şey değil.
Gürhan Albayrak'ın da önce bu ayrımı gözetmesi gerekiyor. Eskişehir'de gündem yaratmaya çalışmak yerine, Eskişehir'in gündemine ilişkin somut önerilerle sahaya çıkması onun yararına olur bana kalırsa.
Yazılanlardan, konuşulanlardan anlaşıldığı kadarıyla bazı AK Partililerin il başkanlığında değişim konusunda ciddi talepleri var. Nereden kaynaklı bilmiyorum.
Bu talep karşılık bulur mu, o konuda da bir fikrim yok.
Ancak görünen o ki Albayrak'ın tartışma yaratan tutumları sürdükçe, değişim isteyenlerin de söyleyecek sözü eksik olmayacak.
İşin ironisi, il başkanının parti içi muhalifleriyle mücadelesi sürerken Eskişehir'in ve vatandaşların sorunlarının akıllara gelmemesi.
Anlayacağınız, AK Parti'de herkesin kendi gündemi var. Vatandaşın ve Eskişehir'in gündemine sıra gelirse, onu da konuşurlar elbette.