15 Eylül 2020 Salı 1322 Okunma

AŞK ACISI BİR SEÇİM Mİ?


İlişkinin kaç ay ya da kay yıl sürdüğünün önemi yok. Beynimiz her ayrılıkta aynı tepkiyi veriyor. Çünkü hayatımıza giren birisi, beynimizde kendine özel nöron ağları inşa ediyor ve beynimizin bir bölgesini, alenen işgal ediyor. İlişkiyi sondan başa doğru yaşamaya başlıyoruz. İlk günlerde her şey size onu hatırlatıyor haliyle. Gezdiğimiz yerler, izlediğimiz filmler, dinlediğimiz müzikler ve güldüğümüz şeyler, hepsi beynimizin içindeki nöronları tetikleyerek her şeyde ona ait bir iz bulmaması sağlıyor.


Hayatımız boyunca ayrıldığımız insanı zaman zaman hatırlayacağız maalesef ki. Arkadaşım da yeni ve sancılı bir ayrılık süreci geçiriyor. Ayrılıktan sonra başlayan ve gittikçe çoğaldığını düşündüğü ‘dayanamıyorum’ hissiyle sürekli telefona sarılıp beni arıyor. Aklını ne kadar ondan uzaklaştırmaya çalıştığını düşünse de, ben onun kendini ondan uzaklaştırmak istediğini düşünmüyorum.


Davranışlarını gözlemlediğimde, onu hatırlayacak şeyler yaptığını görüyorum. Duygusal şarkılar dinliyor, anılarını hatırlıyor, bir filmin romantik sahnesinde ağlıyor, en önemlisi hala birlikte oldukları fotoğrafları saklıyor. Arkadaşım ondan kurtulmak istemiyor! Çünkü o bu acıyla besleniyor.


Anıları taze tutmak, aşk acısını azaltmamıza yardımcı olmak yerine tetikliyor. Sürekli fotoğraflara bakmak, onu düşünmek, hatırlamak isteyerek kendimizi daha da üzmeyi seçmemiz maalesef “aşk acısı bir seçimdir!” teorimi doğru kanıtlıyor.


Böyle bir durumdaysanız, size acı veren o ilişkiden gerçekten kurtulmak istiyorsanız, aşk acısı çekmek istemiyorsanız lütfen anıları yok edin. Hatırlamak için beyninize emir vermeyin.


Peki, anıları nasıl yakacağız?


-Birlikte güldüğünüz fotoğrafları yakın ya da yırtın atın. Telefonunuzdan hemen silin. Fotoğrafları hala saklamanız acı sürecinizi uzatacaktır.


-Sevgilinizin iyi yönlerini sürekli göz önüne getirmektense sürekli kavga ettiğiniz sebepleri düşünün. Sizi bu hale getiren o adamın sizi nasıl ağlattığını ve acı çektirdiğini düşünerek ona kızın. İyi şeyleri değil, kötü şeyleri düşünün.


- Yalnız kalmayın. Arkadaşlarınızla vakit geçirin. Onlarlayken de sürekli ilişkinizi konuşmayın. Unutmayın, kafanızı dağıtmaya çıktınız, ayrılığı konuşmaya ve onu tekrar hatırlamaya değil!


Kendinize zaman tanımalısınız.


-Hayatınızı doldurmak için yeni aktiviteler koymalısınız. Gidip yeni bir insanla tanışmak gibi bir hataya düşmeyin, o bir aktivite değil. Henüz kafanızda bitiremediğiniz birinin yerine başka bir insana sarılamazsınız. Bu yaptığınız en büyük hata oluyor zaten. Yalnızlığa alışma sürecinde sakın yeni bir insanı hayatınıza almaya kalkışmayın. Her şeyi iyice berbat edersiniz.